(ﺑﺪﻋﺖ) i. (Ar. bed‘ “örneksiz olarak yapmak, îcat etmek”ten bid‘at)
Lügatta, daha önce geçmiş bir örneği olmaksızın icad edilmiş şeydir. “Göklerin ve yerin bedi’i” kavli de bu anlamdadır. Yani daha önce geçmiş bir örnek bulunmaksızın onları icad eden, demektir.
İmâm Şafii “Allah ona rahmet eylesin” demiştir ki: sonradan var edilen “İhdas edilen” ve Kitab’a veya Sünnet’e veya İcma’ a veya eser’ e aykırı olan şey, sapık=”kötü” bid’attır. Hayır için, sonradan var edilen ve bunlardan bir şeye aykırı olmayan da övülrnüş=”iyi”bid’attır.
Kısacası; bid’at-ı hasene “iyi bid’at”, yukarda geçenlerden bir şeye uyğun olan ve yapılmasında şer’! bir sakınca bulunmayan şeydir.
Bid’at-ı seyyie “kötü bid’at” ise, bunlardan bir şeye açıkça veya iltizâmen aykırı olan şeydir. Bid’at; hüküm bakımından da beş kısma aynlmıştır:
1- Kifaye üzere va ci b (farz-ı kifaye) olan bid’atlar: Sarf, nahiv, meani, beyan ve lügat gibi Kitab ve Sünnet’i anlamada yardımcı olan arapça ilimleri öğrenmek; hadislerin sahihini, sakatından ayırd edebilmek için cerh ve ta’ dil ilimleri ile uğraşmak; fıkıh, usul-i fıkıh ve aletleri gibi konularda kitablar yazmak; Kaderiyye, Cebriyye ve Mücessime gibi sapık fırkaları reddetmeye çalışmak ve benzerleri, farz-ı kifaye sayılan b id’ atlardır.
2- Haram sıyılan bid’atlar: Ehl-i sünnet ve’! Cemaat’in üzerinde bulunduğu şeye, “Kur’an ve Sünnet yoluna” aykırı olan diğer bid’at ehlinin sapık mezhebleridir.
3- Mendub olan bid’atlar: Medreseler ve yurtlar yapmak gibi
4– Mekrilh olan bid’atlar: Mescidleri, (altın gibi şeylerle) aşırı süsleyip püslemek ve Mushafları yaldızlayıp tezyin etmek gibi.
5- Mübah olan bid’atlar: Lezzetli yiyece, içecek ve giyeceklerde bolluk gibi.
(Keşşaf)